Category Archives: Ekolojik Bebek Yetiştirme İpuçları

Doğal Oyun, Doğada Oyun

Doğal Oyun, Doğada Oyun

Zeki olsunlar diye Baby Mozart dinletiyoruz bebeklere, zira bunu dinleyen bebeklerin daha akıllı oldukları kanıtlanmış. Mozart’ın annesi ne dinletiyordu bebek Mozart’a diye düşünmeden alamıyor kendini insan!

Mağazalar zeki bebek yetiştirmeyi vaad eden CD’ler, kitaplar ve oyuncaklarla dolu. Hepsi hediye gelen pilli oyuncaklar, havada taklalar atan domuzcuklar, göbeğine basınca “göbeeeek” diyen ayıcıklara dönüp bakmıyor bile Mayakuş. Varsa yoksa kelebek, kuş, bilimum böcük ve köpeğimiz Smokey.

Oyun icad etmekte usta olduğum söylenemez. Bu işi en iyi Mayakuş’un babası yapar. Geçen gün ikisinin de kahkahadan kırıldıklarını duyunca salona gittiğimde, babasının 8 aylık Maya’yı kale direği yapıp kaleye gol atmaya çalıştığını gördüm. Maya gülmekten yerlere yuvarlanıp durduğundan iyi bir direk olamıyordu ne yazık ki…

Bizim favori oyunlarımızsa şöyle:

  • Yağmurda ıslanmaca (Duyu geliştirme): Yaz yağmurunda yürüyüşe çıkmak ve ıslanmak. Sonra kurumak.
  • Kuş seyretmece (Göz koordinasyonu): Mama sandalyesini kuş suluğunun önüne koyup, gelen kuşlara merhaba demek.
  • Smokey, Maya'nın tüylü koruyucu meleği

    Smokey’in tüylerini yolmaca (Yabancı dil gelişimi): Emektar köpeğimiz sabırlı derviş Smokey’nin kulaklarına yapışıp ellerde tutam tutam tüy kalana kadar çekmece.

  • Karınca seyretmece (Göz koordinasyonu): Karınca yuvasının yanında oturup dakikalarca karıncaları seyretme.
  • Su birikintisinde kurbağa aramaca (Akıl oyunu): Dalıp dalıp çıkan kurbağanın bir sonra nereden çıkacağını tahmin etmece.
  • Üşümemece (Bağışıklı sistemi geliştirme): İstisnasız tüm yaşlı teyzelerin “üşür o üşür” demelerine inat, mevsim normallerine göre giyinmece.
  • Ekolojik brokoli sağı kemirmece (Diş kaşıma): Brokoli sapını kompost çöplerine ayrılan kutudan aşırıp diş kaşımaca, diğer diş kaşıma zımbırtılarını ağlayarak reddetmece.
  • İyi Geceler Seramonisi (Doğayla bağ): Her gece yatmadan önce kısa bir yürüyüşe çıkıp güneşe, ağaçlara, Smokey’e, kurbağaya, erik ağacına, fidelerimize, denize iyi geceler ve iyi uykular dileme.

 

Biz çok eğleniyoruz. Hava bedava, su bedava, güneş bedava, ot bedava… Üstelik pilleri de bitmiyor.

Sevgiyle,

Gizem


					

Kumaş Bez Kullanmanın Püf Noktaları

Kumaş Bez Kullanmanın Püf Noktaları

Geçen haftaki kumaş bez yazısından sonra “İyi güzel diyosun da nereden bulucaz? Sadede gel!” serzenişleri geldi. Hangi kumaştan dikilir, sızdırmaz kat nereden bulunur, kirli bez nerede saklanır? Hepsi bu yazıda!

Kumaş Bez Dikmek:

Bildiğiniz, dikdörtgen bez

Piyasada kullanıma hazır kumaş bezler de var. Ancak bunlar “yeni nesil”, kullanımı kullan-az beze çok benzeyen kumaş bezler ve zamanla kenar lastikleri eskiyince sızdırmaya başlıyorlar. Benim en sevdiğim, son derece dayanıklı olan tür, annelerimizin (kimilerimizin anneannelerinin, yaşım ortaya çıktı iyi mi!) kullandığı dikdörtgen, yumuşak, boyanmamış, pamuklu ve emiciliği yüksek bez. Orta kısmının daha emici olması için iki kat olması dışında bildiğimiz yer bezinden bir farkı yok!  Organik kumaş bulabilirseniz daha da iyi.

Emiciliğini artırmak için bezi diktikten (veya diktirdikten) sonra en az iki defa yıkayın.

İlk bezlerin ebadı 30 cm x 40 cm olabilir. Yeni doğanlar için biraz büyük gelebilir ama sorun değil, biraz katlamak yeterli.

Bebekler doğdukları hafta  mekonyum kakası yaparlar. Bu kaka zift gibi olduğundan ilk bir hafta kumaş bez yerine kullan-at bez kullanmakta fayda var, yoksa leke yapabiliyor.

Hem ekolocik, hem süper şirin

Sızdırmaz Külot:

Başka yerlerde de bulabilirsiniz, ben www.bebeshop.com.tr ‘de Kushies marka olanları gördüm, “bebek bezi  örtüsü/külodu” olarak geçiyor. Bu hafta fiyatı 7.75’e inmişti.

Deterjan:

Lütfen piyasada “bebek deterjanı” olarak ürünlerin içeriğine dikkat edin! Ben şahsen Maya’yı buram buram “bebek parfümü” kokan kıyafetlere sokmaktansa, kir pas içinde dolaşmasını tercih ederim! Ekolojik deterjan olarak dilerseniz küllü su kullanabilir (Buğday Derneği’nin küllü su kampanyası yakında!) ya da ekolojik içerikli, parfümsüz deterjanları tercih edebilirsiniz. Deterjan konusunda en güvenilir etiketlerden biri “Eco-garantie” sertifikasındır.

Yıkama:

Kumaş bebek bezi kullanıp her gün bezleri ayrı olarak yüksek ısıda yıkamak, sonra kurutma makinesinde kurutmanın ekolojik ayak izi kullan-at beze yakın, belki daha da fazla. Velhasıl kelam, kumaş bezleri 2-3 gün bekletip, sonra da başka giysilerle birlikte yıkamak en ekolojik çözüm. Ön yıkamada sadece kirli bezleri yıkayıp, daha sonra diğer çamaşırları ekleyebilirsiniz.

Kurutma:

Bezler zaman zaman lekelenebiliyor. Leke, kir değildir! Yine de, bezleri güneşe asarsanız güneşin inanılmaz bir leke sökücü olduğunu göreceksiniz. Dikdörtgen bezlerin en büyük avantajı, tek kat ve kıvrımsız olduklarından kolayca kurumalarıdır. Kışın kapalı alanda asıp sonra kaloriferin üzerine koyarak kolayca kurutabilirsiniz. Lüften kumaş bez kullanmak için kurutma makinesi satın almayın!

Biriktirme:

Kış boyunca kirli bezleri Korbell çöp kutusunda biriktirdim. Koku sırdırmayan bir kapağı ve çektikçe uzayan naylon torba sistemi var. Yani, ne kadar gerekiyorsa o kadar naylon torba kullanıyorsunuz.

Tüketimi sevmem ama bu pratik bişi

Kirli bezleri bir kovada da biriktirmek mümkün. Bana acaip geldi, Korbell’i de bulunca hiç girişmedim.

Umarım faydalı olmuştur bu yazdıklarım. Ben şahsen yazarken acaip keyif aldım. Bu ekolocik hayat beni çok mutlu ediyor garip bir şekilde. Kumaş bezlere, komposta, yağmur sonrası bir gecede boy atan domates fidelerime baktıkça mutluluktan parandeler atasım geliyor…

Parandeler atmak üzere huzurlarınızdan ayrılıyorum.

Sevgiyle, doğayla kalın…

Not: Bu sayfadaki hiçbir ürün reklam değildir, ekolojik anne tarafından denenmiş, sevilmiş ve paylaşılmıştır.

Gizem Altın Nance

Parandeci anne, Buğday Derneği İletişim Direktörü

 

Kumaş Bez: Kullanmak Ya Da Kullanmamak, İşte Bütün Mesele Bu!

Kumaş Bez: Kullanmak Ya Da Kullanmamak, İşte Bütün Mesele Bu!

Maya doğduktan sonra hangisini kullanmam gerektiği hakkında o kadar araştırma yaptım ki, onca zamanı bilime ayırsaydım atomu önce parçalar, sonra da birleştirirdim muhtemelen! Ekolojinin Steve Jobs’u olurdum ama ola ola Ekolojik Anne oldum! Eh, buna da şükür.

İki şey arasında seçim yaparken benim için önemli olan iki şey var: Maya’nın sağlığı ve doğanın sağlığı. Gezegenimiz giderek hastalanıyorsa, Maya’nın sağlıklı olması mümkün mü ki?

Video: Oyuncak ayı üzerinde kumaş bez kullanımı

Bebeğimizin sağlığı:

Bir tarafta –tercihen organik – pamuk. Diğer tarafta kimyasal işlemlerden geçmiş kağıt, polietilen (ve diğer plastikler), tutkallar, ağartıcılar, sentetik parfümler ve süper emiciliği sağlayan bir kimyasal olan sodyum poliakrilat. Kararı siz verin.  1991’den bu yana kullan-at bezlerin yaygın kullanılmasıyla bebeklerdeki pişik sorunu 1955’te  %7 iken 1991’de %78’e çıktı. Kullan-at bez kullanımının  astım ve kısırlık gibi daha ciddi sorunlara yol açtığını gösteren araştırmalar var.

Doğanın sağlığı:

Kumaş bez kullanmanın çamaşır yıkama sayısını arttırdığı, makinelerin de öpücükle çalışmadığı bir gerçek. Elektriğimizin de şimdilik hiç masum olmayan kaynaklardan geldiğini ve suyumuzun da kısıtlı olduğunu düşünürsek, önemli bir ayak izinden bahsediyor oluruz. Bir de deterjan kullanımı, eğer varsa kurutucu kullanımı var tabii. Neyse ki henüz kurutucular Türkiey’de yaygın değil, umarım da olmaz.

Kullan-at bezler kullanıldığındaysa, üretim sürecinde kullanılan kağıt ve plastik bazlı materyaller, bunların çeşitli işlemlerden geçmesi sırasında ortaya çıkan zehirli atıklar, paketleme, süpermarkete ulaştırma ve en sonunda kakalı veya çişi olarak çöpe gönderilmesi gibi sorunlar var. Öncelikle ağartma işlemi sırasında ortaya çıkan zehirli atıklar, doğayı mahvediyor.  Bezler çöp alanlarında ciddi yer kaplıyor, kirli bezlerin içeriği, arıtılmadıkları sürece suyu ve toprağı kirletiyor. Bir bebeğin yaklaşık 5000 adet bez kullandığını düşünürsek, her sene 18 milyar kullan-at bez çöpü boyluyor ve en az 500 sene çözünmeden kalıyor.

Ne yapabiliriz?

Kumaş bez kullanmaya karar verdiyseniz, ekolojik ayak izinizi azaltmanın çeşitli yolları var. Organik kumaş tercih edebilir,  her gün çamaşır yıkamak yerine bezleri 2-3 gün bekletip öyle yıkayabilir ve ekolojik deterjan, hatta küllü su kullanabilirsiniz. Ben Maya’nın bezlerini ve kıyafetlerini bizim kıyafetlerimizle birlikte yıkıyorum örneğin. Üç kişilik bir çıtı-çıt çekirdek aile olarak haftada iki defa çamaşır yıkamak yetiyor. Bir de çamaşır makineniz A+ enerji sınıfıysa endişeye mahal yok. Hem bebeğinizin hem de doğanın sağlığı için harika bir iş yapıyorsunuz, içiniz rahat olsun.

Eğer kullan-at bez kullanacaksanız da, yapabileceğiniz çok önemli bir şey var: Kakaları çöpe göndermek yerine tuvalete silkelemek. Bu şekilde ufak ama önemli bir fark yaratabilirsiniz.

Kumaş bez yazılarım ve eylemlerim devam edecek.

Teşekkür: Videoda yer alan oyuncak ayıya katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

Sevgiyle,

Ekolojik Anne, Buğday Derneği İletişim Direktörü, Gizem Altın Nance

Twitter @ekolojikanne

 

 

 

 

 

 

Bir Gıda Bilmecesi: Organik? Ekolojik? Doğal? Köy Ürünü? İyi Tarım?

Bir Gıda Bilmecesi: Organik? Ekolojik? Doğal? Köy Ürünü? İyi Tarım?

“Doğal” günümüzün en trend kelimesi. Marketlerde, manavlarda, kasaplarda her şey ya organik, ya doğal, ya köy ürünü, ya da şu ya da bu… Peki tüm bu etiketler aslında ne anlama geliyor?

Kelimelerin içinin boşaldığı  bir çağda yaşıyoruz. Şimdi bir de kelimelerin bilinçli olarak yanlış kullanılması gündemde. Yavuz Dizdar endüstiyel tavukların iç acısı halini anlatıyor, ertesi gün kasaplardaki tüm tavuklar “organik” veya “doğal köy tavuğu”! “İhraç edilen Türk armutları pestisit kalıntıları nedeniyle sınırdan geri çevrildi” haberinin ertesi günü tüm manavlardaki tüm armutlar “doğal”!

Beyoğlu, İstiklal Caddesi'nde bir mağaza

Öyle mi gerçekten? Keşke olsa! Türkiye’de “doğal ürün” kelimesinin içi boş, yönetmeliği ve standardı yok, herhangi bir denetime tabi değil. “Doğal” kelimesini paketlerinin üzerine koyan işletmenin sahibi, doğal kelimesinden ne anlıyorsa o paket de anca onu ifade ediyor! Avrupa ve Amerika’da durum farklı, ancak Türkiye’de bir ürünün “doğal” olarak etiketlenmesi, üretim süreciyle ilgili hiçbir bilgi vermez.

Köy Ürünü? Bir içi boş laf daha! Standartı, denetimi yok.

İyi Tarım? Sevgili Victor’un sözleriyle: “İyi tarım yönetmeliği kimyasal ilaç, GDO, kimyasal gübre, sentetik hormon kullanımı konusunda bir ilave ölçü ya da sınır getirmez, sadece çiftçiyi ve aktivitelerini kayıt altına almayı hedefler. İyi tarım yöntemi çiftçimizin her durumda uyması gerekli minimum standart olmalıdır.” Velhasıl kelam, standart olması gereken şeyi allayıp pullayıp bulnmaz nimet gibi satıyoruz!

Ekolojik, organik ve bio kelimeleri aynı anlama gelir, standartları bellidir, bu kriterler bağımsız kuruluşlarca denetlenir ve sertifikalandırılır. Ekolojik tarım en basit tanımıyla, yetiştirilirken “insan ve doğa sağlığına” zarar verecek tarım ilacı ve kimyasla gübre kullanılmadan yapılan tarımdır. Türkiye’de ekolojik tarım 42 sayfalık bir yönetmelikle tanımlıdır ve kullanılan tüm tarımsal girdiler ayrıca listelenir.

Ekolojik tarım anlayışıysa çok daha kapsamlı ve bütünseldir, sadece sertifikasyondan ibaret değildir.  Doğa koruma, iklim değişikliği, toprak ve su kalitesi, biyolojik çesitlilik, emek-yoğun istihdam, koruyucu halk sağlığı, yerel değerlerin ekonomik araca dönüşmesi ve daha birçok konuda yaşamsal çözüm ve faydalar sağlayan bir sistemdir.

Bir de bu bilmecenin yaşama intikal etmiş hali var ki, beni dumura uğratmaktan hiç vazgeçmiyor. Yaşadığım yerde bir bahçenin kapısında “organik yumurtalar” yazısını görünce yılbaşı gecesi hediyelerini yastığın altına koyup uyuyan çocuklar gibi heyecanlanmıştım. Bahçenin önündeki amcaya sordum “Amcacım, tavuklarına antibiyotik falan veriyor musun?”. “Tabii kızım” dedi, gayet memnun. Bir anda sevincimin söndüğünü görünce açıklama gereği duydu, “Sen hiç merak etme, benim tavuklarda kuş gribi falan olmaz, yaz-kış veriyorum antibiyotiklerini”. Sağol amca! Bas antibiyotiği, sat sonra organik yumurta diye.

Bu olayın başka bir versiyonunu Likya Yolu’nu yürürken yaşadım. Şimdi adını unuttuğum bir kasabaya vardık, yer gök F1 domates yetiştirilen seralar, ortada bir karış toprak kalmamış! Eeee, herkes yaz-kış domates yiyeceğim diye tutturursa, topraklar tutsak olur seralara. Kasabaya girdik, bütün dükkanlar tarım ilacı satıyor, “F1 domatesleri için özel”! Gelgelelim, bakkal ve marketlerde satılan tüm domateslerin üzerinde “organik” yazıyor! Çok inandırıcı gerçekten! Kahvede sohbet ettiğimiz köylü amcama sordum “Amca dağ taş F1 domates, tarım ilacı olmuş, hiç mi gerçek tohumdan domates yetiştirmezsiniz artık?”. “Olur mu kızım, onlar satmalık” dedi amcam, “Burada herkes ailesi için domatesini biberini ayrı yetiştirir”. Soran bilir, köylerde “yemelik” ve “satmalık” birbirinden çok farklı iki üründür, neredeyse iki ayrı tür gibidir.

Bunun daha “serbest gezen tavuk yumurta”sı, “naturel”i, osu busu var. Bunlar da gelecek yazılarda tadacaklar ekolojik annenin hışmını :)

Fırtına ve hortumlu, çok acaip bir havada, kafanıza kiremitlerin uçmaması dileğiyle,

Gizem Altın Nance

Anne, Buğday Derneği İletişim Direktörü, domates tohumlarının fidelenmesini heyecanla bekleyen çömez bahçeci

gizemaltin@bugday.org